Yargıdaki Terfi Sistemi ve Bir Hâkim Tarafından Kayseri Bölge Adliye Mahkemesine yazıldığı İddia Edilen Dilekçe Hakkında

Son günlerde bir köşe yazısında yer alan ve bir yargı mensubu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi’ne yazıldığı iddia edilen dilekçe üzerinden yürütülen tartışmalar sebebiyle, konunun asıl zeminini hatırlatmak amacıyla bu açıklama zorunlu görülmüştür.

1. Belge Üzerinden Yürütülen Manipülasyon: Söz konusu köşe yazısında, doğruluğu henüz resmen teyit edilmemiş bir dilekçe metni üzerinden yargı bağımsızlığına yönelik ağır ithamlarda bulunulmuştur. Yazıda kullanılan “21 kararı istinaftan döndü” ifadesinin, teknik olarak kararların “bozulduğu” değil, dosyanın mahkemesine fiziksel olarak “iade edildiği” anlamına geldiği gerçeği göz ardı edilmiştir. Temel hukuk kavramlarının (istinaf-temyiz ayrımı gibi) birbirine karıştırıldığı bir zeminde, yargı mensuplarını aşağılayan bir dilin kullanılması kabul edilemez.

2. Sistemin Yarattığı Çıkmaz, Terfi ve Not Sorunu: İddia edilen dilekçenin içeriği doğru kabul edilse dahi; bu metin bir “imtiyaz” talebi değil, mevcut terfi sisteminin hâkim ve savcıları içine ittiği kronik bir çaresizliğin yansımasıdır. Mevcut sistemde; hâkimlerin terfi alabilmesi için verdikleri kararların üst mahkemelerce incelenip “not”landırılması şarttır. Ancak üst mahkemelerdeki aşırı iş yükü sebebiyle kararlar yıllarca dönmemekte, bu durum liyakatli ve çalışkan meslektaşlarımızın terfilerine engel olmaktadır. Kendi kusuru olmaksızın notu gelmediği için derecesi düşürülen veya terfisi bekletilen birçok meslektaşımız ciddi hak kayıpları yaşamaktadır.

3. Kayıt Dışı İletişime Karşı Şeffaf Arayış: Yargı camiasında her ne kadar kayıt dışı ricalar veya telefon trafiği gibi yöntemlerin varlığına dair iddialar bulunsa da; eğer böyle bir dilekçe gerçekten yazılmışsa, bu ancak etik değerlere bağlı kalarak hakkı olan terfiyi resmi ve yazılı yoldan talep etme çabasıdır. Şeffaf bir dilekçeyi “cüret” olarak nitelemek, aslında kayıt dışı yöntemlerin ekmeğine yağ sürmektir.

4. Sonuç ve Çağrı: Tartışılması gereken asıl mesele bir meslektaşımızın (iddia edilen) dilekçesi değil, hâkim ve savcıları bu tür taleplerde bulunmak zorunda bırakan bozuk terfi düzenidir. Adalet Bakanlığı ve HSK’yı, yargı mensuplarını bu tıkanıklıktan kurtaracak, liyakati üst mahkemelerin hızına hapsetmeyecek yeni bir düzenlemeyi acilen hayata geçirmeye davet ediyoruz. Hâkimlik teminatı, ancak sistemin kendisi adil işlediğinde gerçek manasına kavuşacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Hâkimler ve Savcılar Derneği – HAKSAV

Hakkında Mustafa POLAT

1982 yılında Erzurum’da dünyaya geldi. Aslen Erzurumlu olup, evli ve iki çocuk babasıdır. 2010 yılında Avukat olarak göreve başladı. Avukatlık döneminde kamuoyunda 28 Şubat davası olarak bilinen davada hem mağdur hem mağdur vekili olarak görev aldı. Nazlı Ilıcak tarafından hedef alındı. (https://www.sabah.com.tr/yazarlar/ilicak/2013/09/27/demirel-hakkinda-suc-duyurusu).Kamuoyunda 17-25 Aralık darbe girişimi olarak bilinen süreçte, FETÖ/PDY paralel yapılanmasıyla etkin bir şekilde mücadele etti. 1-(https://www.yenisafak.com/gundem/her-vatandas-suc-duyurusu-yapabilir-599451).2-(https://www.yenisafak.com/gundem/karaya-3-yil-2120954). 2016 yılında Hâkim olarak Kastamonu’ya atandı. 2018 yılında Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması üzerine yüksek lisans yaptı. İngilizce bilmektedir. Sırasıyla Kastamonu ve Batman'da görev yaptı. Şuan halen Aydın'da görev yapmakta olup aynı zamanda Hâkimler ve Savcılar Derneği başkanlığı görevini yürütmektedir.

Kontrol Et

Küçükçekmece Adliyesi’nde Görevli Meslektaşımıza Yönelik Saldırı Girişimi Hakkında

Küçükçekmece Adliyesi’nde görevini büyük bir özveriyle ifa eden meslektaşımızın, mahkeme kaleminde görevi başında iken sözlü …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir